BIY AD

06 Şubat 2010 Cumartesi

Final Şansını Yitirdik


Türk Milli Takımı Türk Telekom Yıldız Erkekler Basketbol Turnuvası'nda oynadığı yarı final müsabakasında Fransa'ya ikinci yarıdaki kötü oyunuyla 73-53 mağlup oldu. Final ve üçüncülük maçı yarın oynanacak.

Unutmadan, Milli Takımımız maçlarını tamamı dolu tribünler önünde oynamış.

SALON: 100. Yıl Spor Salonu

HAKEMLER: Sami Özel (Türkiye) – Jean Charles Collin (Fransa)

TÜRKİYE (53): Kenan Siphai 4 (4 ribaund- 6 asist), Kerem Gülmez 7 (1 ribaund), Burak Hacıismail 5 (4 ribaund), Doğaç Özgün Arı 4 (2 ribaund- 1 asist), Burak Can Yıldızlı 8 (5 ribaund- 2 asist), Ayberk Güleryüz (3 ribaund), Metecan Birsen 2 (3 ribaund), Metin Türen (1 ribaund- 1 asist), Talat Alp Altunbey 3 (1 ribaund- 1 asist), Oğuzhan Bayrak (2 ribaund), Tayfun Erülkü 20 (8 ribaund)

FRANSA (73): Levingson Pinda 1 (3 ribaund), Anthony Racine 19 (2 ribaund), Charly Maraux 12 (2 ribaund- 2 asist), Benjamin Sene (1 ribaund), Jean-francois Basileu 2 (4 ribaund- 1 asist), Damien Inglis 2 (4 ribaund), Alexandre Chassang 7 (7 ribaund), Boris Dallo 13 (8 ribaund- 5 asist), Mouhammadou Jaiteh 17 (11 ribaund- 2 asist), Louison Thomas (2 ribaund)

1.PERİYOT: 19-18
2.PERİYOT: 10-16
3.PERİYOT: 8 -20
4.PERİYOT: 16-19

02 Şubat 2010 Salı

Haydi Salona


Konya'da gerçekleştirilen Türk Telekom Avrupa Yıldızlar Basketbol Turnuvası Konya'da gerçekleştiriliyor. Bu güne kadar çok fazla altyapı organizasyonuna ev sahipliği yapan Konya'da bulunan basketbolseverleri de hem A Milli Takımı desteklemeye, hem de geleceğin yıldızlarını bugünden canlı canlı seyretmeye davet ediyoruz.

Turnuvanın ilk gününde uzatmalar sonucunda Almanya'yı deviren Milliler, bugün saat 19'da Polonya ile, yarın aynı saatte Sırbistan ile mücadele edecek. Turnuvanın final maçı ise pazar günü oynanacak. Maçlar diğer salonlara göre daha merkezi bir noktada olan, hatta şehrin göbeği olarak tabir edilebilecek bir yerde olan 100. Yıl Spor Salonu'nda oynanıyor.

Bunun yanında şehir merkezinde organizasyonla alakalı en ufak bir tanıtım görmemiş olmak bir basketbolsever olarak beni çok üzdü. Böyle turnuvaların tanıtımı daha iyi yapılmalı kanımca.

25 Ocak 2010 Pazartesi

Tebrikler Barış Özcan

Daha 25 yaşına bile gelmeden ilk antrenörlük deneyimini yaşayan Selçuk Üniversitesi basketbol takımı yardımcı antrenörü Barış Özcan'ı tebrik ediyoruz. Düzgün karakterinin ödülünü almaya devam edecektir umarım.

18 Ocak 2010 Pazartesi

:)


Volkan Ertetik...

08 Ocak 2010 Cuma

Altın Eller{Gökçe Başaran}


Sene başından beri bir Evren Büker izliyorum ki... Aman Allahım. Yıllardır Türk basketbolunun hasret olduğunu çok yönlü 2 numara boşluğunu dolduracak ender genç oyuncukardan.. Çok özel bir yetenek. Çok farklı. Herşey var elinde. Yapabileceklerinin sınırı yok gibi. En basitinden basketbol sahasının tamamını görebilme yeteneği bile onu farklı kılabiliyor.

Yıllardır perdeyi çok iyi kullanıp müthiş şutör skorer guardlar gördü bu ülke. Harun Erdenay’da böleydi, Ufuk Sarıca’da,İbrahim Kutluay’da pek farklı değildi, Serkan Erdoğan’da. Çok maç kazandırdılar, çok kritik şut soktular. Türkiyede hep en üst seviyede mücadele ettiler. Hatta İbrahim Kutluay Avrupa’nın devi Panathinaikos ile Euroleague şampiyonluğu bile yaşadı. Serkan Erdoğan’da Tau Ceramica’da önemli işlere imza attı. Ama bu oyuncuların gerisini bir türlü getiremedik. Bu 4 büyük yıldız kadar dominant skorer oyuncular çıkaramadık. Hidayet’in yanına bir türlü onu tamamlayacak oyuncuyu bulamadık. Bazen çift guard oynadık, bazen Bekir Yarangüme’yi kullandık, nadiren de olsa Ömer Onan’ı. Ama artık dert etmemiz gereken pozisyon skorer guard bölgesi olmayacak. Çünkü o bölgeye Ülke’nin en komple kısa oyuncusu geliyor. Hem de bas bas bağırarak geliyor...

Bugünlerde, hatta son 2 yılda devşirme oyuncu aşkı doğdu ülkemizde. Amerikalısını, Avrupalısını Türk yapıp oynatalım aşkı. Guard bölgemizde sorunlu oldu, 2 numara pozisyonumuzda. Hidayet olmasaydı 3 numaramız içinde devşirme önerileri gelecekti. Ama son zamanlarda özellikle skorer guard bölgesine yabancı bir oyuncu ile takviye yapalım diye düşünce hep vardı kafalarda. Bunun adı bir gün Chris Lofton oldu, diğer gün Tarence Kinsey oldu, fısıltılarda Emir Preldzic hep vardı zaten. Ama Türk halkının çoğunun bunu pek istemediğini görüyoruz. Zaten devşirmeyi yapacaksak bize katabilecekleri konusunda herkesin büyük şüpheleri vardı. Devşirme oyuncu ile kaçıncı olacaktık ki? Bundan daha iyisi olabilir miydi? Pek sanmıyorum. Unutmadı kimse 2001 Avrupa şampiyonasında kimlerle 2. olduğumuzu. Hangi genç oyunculara güvendiğimizi? Herkesin isyanı bu yüzdendi zaten...

Kısacası artık herkesin Evren Büker’i görmesi gerekiyor. Asla yukarıda saydığım büyük oyuncularla kıyaslayamam Evren’i. Bugün için en azından. Herkesten daha farklı olduğu gözüküyor ama. Saha görüşü olsun, pasör özelliği olsun, şutunu 2 yılda her gün üstüne koyabilmesi olsun, savunmanın zaaflarını cezalandırmakta ustalığı olsun ve bence en önemlisi savunmada ki pozisyon bilgisinin kusursuzluğu ve yatay adımının çabukluğu olsun onu şuan ki her kısadan farklı kılıyor açıkcası. Her türlü karışım yapılabilir aslında. Biraz Ömer Onan’ın savunması var dersin, biraz Haluk Yıldırım’ın zekası var dersin, biraz Hakan Köseoğlu’nun pasör özelliğinden kapmış dersin. Ne dersek diyelim ama net olan birşey yukarıda saydığım kişiler kadar çalışma azmi var bu çocuğun. Bu yetenekler ve bu gelişim sadece doğuştan olacak birşey değil.

Ne olursa olsun bu çocuğu takip etmek gerekiyor. Cem Akdağ’ın elinde daha da verimli kullanıldığı bir gerçek. Özgürlüğü ve takımı oynatma konusunda sonuna kadar destekliyor Cem hoca onu. Saha da çok belli oluyor. Bir çok hücum seti olsa da zor durumdayken en güvenilir şey topu Evren Büker’in altın ellerine teslim etmek oluyor Galatasaray. Evren Büker’in sadece bir pick and roll oyunu üstünden onlarca seçenek bulabilme yeteneği kusursuz. Belki çok sayı atmıyor ama istatistik kağıdının her tarafını dolduruyor. Bu da bizim için alışıla gelmemiş bir durum.

Soruyorum herkese, bu Milli takıma skorer bir oyuncu mu lazım, yoksa herşeyi yapabilen sahada takımın akıl seviyesini yükseltebilecek bir oyuncu mu lazım. Doğru tercih açık ve net...
Gökçe Başaran-Gsbasket

03 Ocak 2010 Pazar

Tahkimin Vereceği(!) Karar Üzerine


Uzun zamandır Galatasaray camiası Cemal Nalga meselesinin ardından tahkimden çıkacak olan karara kilitlenmiş durumda fakat tahkim kararın tarihini sürekli erteliyor. Hem kamuoyunun kendilerine duyduğu güveni yıkıyorlar hem de bir takımın sezon planlarını alt-üst ediyorlar.

Yazık oluyor Türk Basketbolu'na, şu gün açıklayacağım deyip elli kere sözünü tutmamak nedir?

Burası Türkiye, her şey olur diyenleriniz olduğunun farkındayım ama ne bu güzel ülke hak ediyor bunları ne de güzel ülkemin insanları...

Öyleyse ne yapmalı, demokratik bir şekilde tepki koymalı, sadece bu mesele için değil. Artık insanlar hakkı olmayan yerlerde bulunmamalı, TBF Başkanından mahalle muhtarına, başbakanına muhalefetine her neyse. Biz de silkinip kendimize gelmeliyiz ve tepemize çöreklenmiş olan o insanlara fırsat vermemeliyiz.

Değil mi?

26 Aralık 2009 Cumartesi

Zorlu Deplasmandan Galibiyetle Döndük

Kendi evinde oynadığı maçlarda sadece Trabzon Basketbol'a kaybeden Vestel deplasmanında 62-67 ile kazanmayı başardık. Antonio Meeking 21 sayı 11 ribaund ile galibiyetin mimarı olurken, Murat Yolcu üç sayı çizgisinin gerisinden 5 de 1 ile oynamasına karşın, ki sayılarını genelde oradan bulur, 13 sayı 2 ribaund 2 asistlik bir katkı sağladı. 15 dakika kadar süre bulan Cemal Bayraktarsa serbest atış çizgisinden 6 da 5 ile oynadığı maçı 9 sayı ile tamamladı.

Vestel'in ribaundlarda ve asistlerde önemli bir üstünlüğü olsa da iyi seçilmiş bir yabancı oyuncu ile tecrübeli basketbolcuların TB2L'de nasıl fark yaratabildiğini bir kez daha görmüş bulunduk.

Galibiyette iki otobüse doluşup takımı deplasmanda destekleyen Selçuk Üniversitesi öğrencilerinin de büyük payı olmuş, kendilerine bir teşekkür edip haklarını yemeyelim.

25 Aralık 2009 Cuma

Murat Yolcu- Kepez Meselesi


Selçuk Üniversitesi ile alakalı olarak uzun süredir haber geçmiyorduk. Medyada Kepez'in artan mali problemler nedeniyle oyun kurucusuz kalması sonucu Murat Yolcu ile anlaşma zemini aradığını yönünde haberler çıkınca meseleye açıklık getirmek zorunda hissettik kendimizi. Bundan sonra da Selçuk Üniversitesi ile ilgili daha fazla haber yapacağız, bunu da belirtelim.


Murat Abi'ye bir teklif geldi Kepez'den, meselenin bu kısmı doğru. Anıl Abi'nin(Salsa) yalan yazdığını gören olmamıştır zaten, bunu da haberin ilk kaynağı o olduğu için söylüyorum. Buna karşın Murat Abi gelen teklifi reddettmiştir, bu takımı biz düşürdük biz çıkaracağız diyerek sene başında gelen teklifleri reddederek büyük bir insaniyet örneği gösteren zat-ı alileri, ne kadar düzgün bir karaktere sahip olduklarını bir kez daha göstermişlerdir.


Şu ana kadar TB2L'de 13.6 sayı 2.8 ribaund ve 3.5 asist ortalamaları ile oynayan Murat Yolcu, Cemal Bayraktar ile birlikte Selçuk Üniversitesi'nin bir numaralı mevkisini ligin en kalitelilerinden biri haline getiriyor.

Aslan Zorlandı

Aslan zorlandı!Beko Basketbol Ligi'nde Galatasaray Cafe Crown, deplasmanda Mersin Büyükşehir Belediyesi'ni 92-90 yendi.

MERSİN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ: 90 - GALATASARAY CAFE CROWN: 92

SALON: Edip Buran
HAKEMLER: Mehmet Keseratar , Turgut Işık , Aydın Karaçam
Mersin BŞB: Asım 16, İnanç 11, Baron 25, James 15, Nikoliç 16, Altan 5, Onur , Cousin 2
GALATASARAY CAFE CROWN: Wilkinson 19, Rancik 26, Evren 3, Fikret 10, Jasaitis 16, Washington 16, Caner , Rifat , Fatih 2
1. PERİYOT: 15-28
DEVRE: 47-36 (Galatasaray Cafe Crown lehine)
3. PERİYOT: 60-70
BEŞ FAULLE ÇIKANLAR: Asım 38.19, James 39.37 (Mersin Büyükşehir Belediyesi)

Mücadeleye iyi başlayan Mersin Büyükşehir Belediyesi, 2. dakika geçilirken 7-0 öne geçti. 4. dakikada Mersin Büyükşehir Belediyesi, farkı 8 sayıya dek (11-3) çıkarsa da, bu dakikadan sonra oyuna ağırlığını koyan Galatarasay Cafe Crown, ilk periyotu 28-15 önde tamamladı.

2. periyotta oyunda etkili mücadele ortaya koyan Galatasaray Cafe Crown, 12. dakikada farkı 18 sayıya (33-15) çıkardı. Mersin Büyükşehir Belediyesi'nin farkı kapatma çabaları sonuç vermeyince, sarı-kırmızılı ekip soyunma odasına 47-36 önde gitti.

3. periyotta Mersin ekibi, bulduğu sayılarla 28. dakikada farkı 6 sayıya (59-53) indirdi. Buna karşın oyundaki etkili mücadelesini sürdüren Galatasaray Cafe Crown, periyotu 70-60 önde tamamladı.

Son periyotta oyundaki üstünlüğünü koruyan Galatasaray Cafe Crown, farkı 14 sayıya (74-60) çıkardı. Ancak toparlanan evsahibi ekip, son 3 dakikaya girilirken farkı 2 sayıya (82-80) indirmeyi başardı. Galatasaray Cafe Crown, son saniyelerde beraberliği yakalayan (90-90) Mersin Büyükşehir Belediyesi'ni 92-90 yendi.

Habertürk

18 Aralık 2009 Cuma

Euroleauge(Tarihe Geçen İstatistikler)

Arada sırada işgüzarlık yapmakta bir sakınca yok. Bakınırken internette dedim ki "şu Euroleague'in tüm zamanlarının en baba adamlarını bir listeleyelim, elimizde bulunsun". Buyurun...

Sayı:
1. Joe Arlauckas (Real Madrid) 63 s Buckler Bologna'ya (24/28 2s, 0/1 3s, 15/18 sa) (1995-96 sezonu)
2. Michael Young (CSP Limoges) 47 s Benetton Treviso'ya (12/22 2s, 4/6 3s, 11/15 sa) (1993-94 sezonu)
3. Nikos Galis (Aris Thessaloniki) 46 s Philips Milano'ya (8/14 2s, 5/6 3s, 15/18 sa) (1991-92 sezonu)
4. Velimir Perasović (Slobodna Dalmacija Split) 45 s Cibona Zagreb'e (15/22 2s, 1/1 3s, 12/14 sa) (1991-92 sezonu)
5. Ivica Žurić (Cibona Zagreb) 45 s Buckler Bologna'ya (11/18 2s, 5/7 3s, 8/9 sa) (1993-94 sezonu)

Not: İbo 41'lik Cibona maçıyla 12. sırada.

Ribaund:

1. Arvydas Sabonis (Real Madrid) 24 ht Olympiacos Piraeus'a (1992-93 sezonu)
2. Joe Binion (Buckler Bologna) 24 ht Panathinaikos Athens'e (1994-95 sezonu)
3. Antonis Fotsis (Dynamo Moscow) 24 ht Benetton Treviso'ya (2006-07 sezonu)
4. Rickie Winslow (Estudiantes Madrid) 23 ht Aris Thessaloniki'e (1991-92 sezonu)
5. Cliff Levingston (PAOK Thessaloniki) 23 ht Scavolini Pesaro'ya (1992-93 sezonu)

Not: Mirsad bu listeye 20 üstü tam 4 maçta girmiş.

Asist:

1. Elmer Bennett (Baskonia) 17 sp Zalgiris Kaunas'a (1998-99 sezonu)
2. Raimonds Miglinieks (Slask Wroclaw) 15 sp Montepaschi Siena'ya (2000-01 Suproleague sezonu)
3. Tyus Edney (Benetton Treviso) 14 sp Olympiacos Piraeus'a (2003-04 sezonu)
4. Vasili Karasev (CSKA Moscow) 14 sp Pau Orthez'e (1995-96 sezonu)
5. Theodoros Papaloukas (Olympiakos) 14 sp Entente Orleanaise'e (2009-10 sezonu)

Top Çalma:

1. Marcus Webb (CSKA Moscow) 11 tç PAOK Thessaloniki'e (1997-98 sezonu)
2. Jeff Trepagnier (Ulker Istanbul) 11 tç Partizan Belgrade'a (2005-06 sezonu)
3. Stefano Mancinelli (Climamio Bologna) 10 tç Dynamo Moscow'a (2006-07 sezonu)
4. Panagiotis Giannakis (Aris Thessaloniki) 9 tç Bayer Leverkusen'e (1991-92 sezonu)
5. Chris Corchiani (Bayer Leverkusen) 9 tç Unicaja Malaga'ya ( 1995-96 sezonu

Top Kesme(Blok):

1. Stojan Vranković (PAF Bologna) 10 tke Cibona Zagreb'e (in 2000-01 sezonu)[Çok ironik]
2. Grigorij Khizhnyak (Zalgiris Kaunas) 8 tke Estudiantes Madrid'e (2000-01 sezonu)
3. Grigorij Khizhnyak (Zalgiris Kaunas) 7 tke Ulker Istanbul'a (2001-02 sezonu)
4. Grigorij Khizhnyak (Zalgiris Kaunas) 7 tke Frankfurt Skyliners'a (2001-02 sezonu)
5. Darjuš Lavrinovič (Zalgiris Kaunas) 7 tke Panathinaikos Athens'e (2004-05 sezonu)

Not: Kirilenko 6 top kesmede kalmış.


Verimlilik:

1. Tanoka Beard (Zalgiris Kaunas) 63 Skipper Bologna'ya (2003-04 sezonu)
2. Jaka Lakovič (Krka Novo Mesto) 55 Real Madrid'e (2001-02 sezonu)
3. Dejan Milojević (Partizan Belgrade) 55 Olympiacos'a (2004-05 sezonu)
4. Marko Popović (Cibona Zagreb) 54 Estudiantes Madrid'e (2004-05 sezonu)
5. Jaka Lakovič (Panathinaikos Athens) 51 Benetton Treviso'ya (2003-04 sezonu)

Üçlü Çifte(Triple-Double)

1. Vassili Karasev (CSKA Moscow) 21 s, 10 sp, 10 ht Olympiacos'a (1994-95 sezonu)
2. Bill Edwards (PAOK Thessaloniki) 24 s, 15 ht, 10 sp Cholet Basket'e (1999-00 sezonu)
3. Derrick Phelps (Alba Berlin) 12 sp, 11 s, 10 ht Iraklis'e (2000-01 Suproleague sezonu)
4. Nikola Vujčić (Maccabi Tel Aviv) 12 ht, 11 s, 11 sp Prokom Trefl'a (2005-06 sezonu)
5. Nikola Vujčić (Maccabi Tel Aviv) 27 s, 10 ht, 10 sp Olimpija Ljubljana'ya (2006-07 sezonu)

Umut Yaşar-Nbaturka

11 Aralık 2009 Cuma

Demirel baskı yapmazsa Nalga cezaları kalkar


...
GALATASARAY’ın Cemal Nalga olayını merak ettim. Biraz araştırdım, karşıma enteresan şeyler çıktı. Öncelikle şunu belirteyim; bu olayda 1 numaralı hatalı olan yer Basketbol Federasyonu. İkinci Galatasaray Kulübü.

İşler öyle enteresan seyredip sonuçlanıyor ki, “Bunlar ancak Türkiye’de olur” diyorsunuz.
Türkiye Basketbol Federasyonu Disiplin Yönetmeliği’nde, “Verilen cezalar Türkiye Basketbol Federasyonu faaliyet alanında geçerlidir” diyor. Bu demektir ki, Galatasaray’ın Avrupa’da oynayacağı özel maçlar bu kapsamın dışında. Bakın daha bu maddeyle dakika 1 gol 1 olduğunu görüyorsunuz.

Futbolda, “Özel maçta ceza alanlar cezaları resmi maçlarda çeker” ibaresi var. Baskette yok.
Almanya’daki özel maçlarda hakemlere lisans verilmiyor. Esame listesi dediğimiz lisans numaraları da verilmiyor. Sadece takımın isim listesi veriliyor. Yani, Cemal Nalga’nın Almanya’da oynadığı maçların resmi maç olma şansı yok. Hangi yorumda var; maçı Alman Basketbol Federasyonu’ndan görevli bir hakem idare ediyor.

OYAK Renault, Basketbol Federasyonu’na soruyor; “Cezalı olan Cemal Nalga, Almanya’daki iki özel maçta oynadı mı” diye. OYAK bilerek veya bilmeyerek Basketbol Federasyonu’nu bu aşamada taca atıyor. Çünkü OYAK’ın yazdığı bu yazıya federasyon resmi olarak, “Bu basketbolcu Almanya’da oynamamıştır ve böylece cezasını çekmiştir” diye yazıyor.

Sahtekarlık cezası

Bu olaydan sonra Basketbol Federasyonu’nun Galatasaray’a verdiği cezalar geçersiz. Galatasaray’ın ıslak imzalı federasyona gönderdiği yazı sahtekarlık. Ama işi bilememenin acemiliği. Yani Basketbol Federasyonu, “Ben Galatasaray’a cezayı, Cemal Nalga’yı oynattığı için değil, ıslak imzalı sahte bildirimde bulunmasından dolayı verdim” diyebilir.

Teknik danışman Koray Mincinozlu 2 yıl, asistan koç Cengiz Karadağ ise 1 yıl ceza alıyor. Bu verilen cezalar son derece fiyasko... Göreceksiniz Tahkim Kurulu ikisini de kaldıracaktır. Çünkü verilen cezalar bunların görev alanına girmiyor.

Peki Galatasaray buna neden tenezzül etti. Geçen yıl, daha sezonun başında hazırlık maçlarında başarısız olan Murat Özyer’in ipi çekildi. Onun için de panikleyen Okan Çevik, “2-3 maç kaybedersem benim de ipimi çekerler” diye tenezzül etmiş olsa gerek.
İşin başka boyutu da var. OYAK bu işin üstüne gidiyor, mücadele ediyor, federasyon Galatasaray’ı karşısına almak istemiyor, bazı usulsüzlüklere göz yumuyor. Ne zamanki devreye Fenerbahçe giriyor, federasyonun gücü burada yetmiyor.

Federasyona kim ceza verecek

Şimdi ne olur?

Bu işteki en büyük fiyasko Basketbol Federasyonu’nda. Eğer federasyon başkanı Turgay Demirel ve yönetimi Tahkim’e baskı yapmazlarsa, Galatasaray’ın ve suçsuz olan teknik danışman ile asistan koçun cezaları kaldırılır. Bir tek ıslak imzalı beyandan dolayı Galatasaray’a sahtekarlık cezası verir. Çünkü Cemal Nalga’nın Almanya’daki maçlarda oynaması hiçbir bakımdan geçerli değildir. Bu olay Türkiye’de basketbolun ne kadar kötü idare edildiğinin en büyük kanıtıdır.
Not 1: Hepimiz Galatasaray’ın, basketbolcusunun cezasını kaldırtmak için Almanya’da iki Türk antrenörün takımıyla özel maç yaptığını söyledik. Ama Galatasaray’ın bu özel maçları oynama kararının tarihi, cezanın verilmesinden iki ay öncesine dayanıyor. Basketbolcuya verilen cezadan bir hafta sonra da bu maçlar yapılıyor. Yani maçlar sonradan organize değil.
Not 2: Basketbol Federasyonu’na soruyorum; bundan sonra ceza alan basketbolcu özel maçta cezasını çekecekse, ben sabah öğle akşam üç tane maç yaparak basketbolcunun cezasını bitiririm. Sakın bana federasyon, “Böyle şey olur mu, aptal mısın Erman?” demesin. Çünkü şu olayda bütün Türkiye’yi aptal yerine koyan federasyonun kendisi.
Not 3: Bu yazının tamamını okuduktan sonra tekrar 1 numaralı maddeye dönüp bir daha okuyun.
Not 4: Bu Basketbol Federasyonu’na kim ceza verecek, aynen Galatasaray gibi yanlış beyandan dolayı.

Erman Toroğlu-Hürriyet

Fatih Yuvaya Döndü


Fatih yuvaya döndü!

Maddi krizin yaşandığı Kepez BLD ile yollarını ayıran milli pivot, iki sezon önce formasını giydiği G.Saray ile anlaştı.

Forma skandalı sonrası genç uzunu Cemal Nalga’nın iki yıl ceza almasının ardından pivot arayışlarını sürdüren Galatasaray Cafe Crown, Kepez Belediyesi’nde forma giyen eski oyuncusu Fatih Solak’ı renklerine bağladı. Kepez’de uzun bir süredir devam eden maddi kriz nedeniyle kötü günler geçiren 2.16 boyunda ve 29 yaşındaki Fatih, Sarı-Kırmızılı kulüpten gelen “geri dön” çağrısına olumlu yanıt verdi. Fatih, Galatasaray’a dönmekten büyük mutluluk duyduğunu belirterek, “Galatasaray benim renklerine aşık olduğum takım. Yuvaya döndüğüm için mutluyum. Bu takımı ligde tutacağız” diye konuştu.

SHARROD FORD YOLDA

Efes Pilsen’in pivotu Daniel Santiago’ya talip olan, ancak Lacivert-Beyazlılar’ın bu transfere yanaşmaması üzerine yeniden arayışa giren Galatasaray’da, Fatih’in transferinin ardından yabancı bir pivotla da temasa geçildiği öğrenildi. Sarı-Kırmızılı kulübün, geçtiğimiz sezon İtalya’da Virtus Bologna forması giyen, bu sezon gittiği Rusya’nın St.Petersburg takımından ise maddi sıkıntılar yüzünden ayrılan 2.06 boyunda ve 27 yaşındaki ABD’li pivot Sharrod Ford’a teklif götürdüğü ifade edildi.

Habertürk

04 Aralık 2009 Cuma

Şaibe Altındasınız (BT-TBF-FB)


(NbaTurka.Net Özel Dosya) Türk Basketbolu'nda skandalların patlak vermesi için ne federasyon hareket eder ne de diğer birimleri. Çünkü işlerine gelmez patlak veren skandallar uçları kendilerinede dokunur.

Duruştan bahseden Galatasaray'ın, Cemal Nalga skandalı hafızlarımızdaki sıcaklığını koruyor. Federasyonun göremediğini ! Türk Basketbolu'nu yakından takip eden Anıl Aksaç'ın salsabasket.net'i ile birlikte Fenerbahçeli ve Oyak'lı yöneticiler görüyor ve ortaya çıkıyor. Olay büyük ses getiriyor herkese bir şeyler söyleniyor G.Saray kadar büyük suçu olan TBF ise yine işin içinden bir şekilde sıyrılıyor. Aslında TBF cezaları açıklarken kendisini es geçti diyebiliriz.

Böyle bir girişten sonra gelelim asıl meseleye. Türk Basketbolu'nu kazmaya kalksak kirli pazarlıkların yapıldığı büyük bir çamur deryası buluruz.

Fenerbahçe Ülker, Efes Pilsen serisi sonrasında 5 maç seyircisiz oynama cezası alıyor. 5 maçlık cezayıda çekiyor. Buraya kadar anormal bir durum yok. Anormal olan ve nedense hiç gündeme getirilmeyen konu ise Fenerbahçe'nin sezon fikstürü.

İşte Fenerbahçe'nin cezasını çekeceği o 5 maç ;

1. Hafta Fenerbahçe Ülker - Kepez (Seyircisiz)
3. Hafta Fenerbahçe Ülker - Banvit (Seyircisiz)
6. Hafta Fenerbahçe Ülker - Karşıyaka (Seyircisiz)
8. Hafta Fenerbahçe Ülker - Darüşşafaka (Seyircisiz)
10. Hafta Fenerbahçe Ülker - Mersin BŞB (Seyircisiz)

10. haftaya kadar arada Efes Pilsen ve GS Cafe Crown maçları var. Ve bu maçlar ne büyük tesadüf ki ! deplasmanda oynanıyor. Hayır işin güzel yanıda Efes ve Cafe Crown'la (4. ve 5. hafta) Fenerbahçe peşpeşe oynuyor. Ama bu peşpeşe maçlar deplasman fikstürüne denk geliyor !

Fenerbahçe nispeten zorlu maçlarını deplasmanda, nispeten kolay maçlarını ise seyircisiz oynayarak cezasını lokum denilecek şekilde çekmiş oluyor. Şeytanın avukatı devreye girsin ;

-Bu fikstür gerçekten tesadüf eseri mi oluştu ?

Yoksa Aziz Yıldırım'dan korkan ve Tanjevic'in kalması için Fenerbahçe'ye yapılacak en büyük kıyağı yapmaya hazır kıta duran Turgay Demirel'in istediği ile mi oluştu ?

Sizce bir yetkili çıkıp da fikstür konusunda basketbolseverleri tatmin edecek bir açıklama yapabilir mi ? Yapacağına inanıyor musunuz ?

Çok net bir iddia var ortada net bir cevap istiyorum ;

Bu fikstürü kim nasıl yaptı ? Çıkın cevabını verin biz de tatmin olalım. Aksi halde basketbolseverlerin gözünde şaibe altında kalacaksınız. Bu fikstür olayı bana göre geçiştirilecek bir olay değil son derece vahim bir olaydır.

HAKEMLER FENERBAHÇE ALEHİNE EN UFAK BİR HATA YAPABİLİR Mİ ? YAPARSA O HAKEM BİR DAHA BARINABİLİR Mİ ?

Efes Pilsen serisi her hattıyla sıkıntılı bir seriyidi. O seri için kendi görüşlerimi yazmıştım. Hakemlerde hatalıydı, Ergin Ataman'ın ortamı geren davranışlardı hatalıydı vs vs . Tekrar o seriye dönmeye gerek yok. Ha illa döneceksek Fenerbahçe, hakemlere ya da doping olaylarına değil önce kenardaki koçuna bakacak sonra konuşacak.

Bu serisi sonrası ortalık yangın yerine döndü. Fenerbahçe yönetimi aba altından sopa göstermedi Demirel'e, direkt olarak sopa gösterdi. Fenerbahçe yönetiminin hangi açıklamasına Demirel çıkıp cevap verebildi ?

Peki o Demirel ne yaptı ? 5. maçta yaşanan hatalar sonrası önce o maçın hakemlerine patladı. Federasyon binası içinde sesi yanklılandı hakemleri Fenerbahçe maçlarında daha dikkatli davranmaya davet etti. Elbette kimse kimsenin alehine hata yapmamalı ancak neden özellikle Fenerbahçe konusunda bu sene hakemlerin kulakları sert bir şekilde çekildi ?

Amaç Fenerbahçe'yi kollamak mı ? Yoksa Bogdan Tanjevic'in koltuğunu korumak mı ?

Demirel hakemlerine ''Bilerek ya da bilmeyerek umrumda bile değil. Fenerbahçe alehine tek bir hata istemiyorum. Benimle birlikte herkes batar sadece ben batmam.'' dedi mi ? Demediyse çıksın demedim desin. Ama Federasyon bunlara cevap vermez. Vermeyecektir de. Siz Basketbolu yönetenlerin hangi kriz anında çıkıp basketbolseverlerin içini rahatlatacak açıklamalar yaptığını gördünüz ?

Daha vahim iddialar var bu sene için ;

-Ergin Ataman'ı bitirme operasyonu hızlandırılacak. Efes Pilsen'den de korkan Federasyon bir şekilde Ergin Hocayı manipüle edecek. Belki hakemlerin bu durum içinde kulakları çekilmiştir. Play-off zamanı kıyamet kopar bu camia içinde.

(Ergin Ataman'ın duruşunu ve tavırlarını günahım kadar sevmem. Ama bir insanı sevmiyoruz diye o insanın ayak oyunlarıyla harcanması da insan olanı üzer.)

- Fenerbahçe şampiyon olacak. Böyle bir garanti verildiği söyleniyor. Şayet Tanjevic kalırsa Fenerbahçe'nin şampiyon olması için zemin hazırlanacak.

Nasıl olur nasıl yapar bilemiyorum. Bakarsanız Efes Pilsen'de, Ergin Ataman üzerinden 'skandal' patlatılır. Geçmişi debelenir, geçmişin günahlarını ödetme girişimleri başlatılır. Dikkat sen de Ergin Hoca kendine. Ne fazla sıçra ne de fazla say yerinde ..

- GARANTİ VAR MI ? YOK MU ?
- TANJEVIC HALA NİYE ORADA ? NEDENİ NEDİR ?
- POKER Mİ OYNUYORSUNUZ ?

Fenerbahçe yönetimi kıvırmayacak ;

-Aydın Örs'le görüştünüz. İstediğiniz kadar yalanlayın. Resmi sitesi kendini zamanla yalanlayan başka bir site de zaten yoktur. Aydın Örs sezon devam ederken Şube'nin başına geçmeyeceğini ve Tanjevic'in kendisine yaptığını yapıp sezon ortasında Şube'ye gelmesinin etik olmayacağını söyledi.

Peki Oktay Mahmuti'nin suçu ne ?

2 kere Mahmuti'ye teklif yaptınız. Bu 2 teklif içersinde Hocaya, GS Cafe Crown'da teklif yaptı. Hoca 2 kere GS'ı reddetti çünkü Fenerbahçe'yi çalıştırmak istiyor. Siz teklif yapıyorsunuz Hoca kabul ediyor. Sonra geri adım atıp beklemeye alıyorsunuz.

Bunun adına poker denir ..

Poker oynuyor Fenerbahçe yönetimi. Akıllarınca Oktay Hocayı yedekte beklettiklerini gösterip, Federasyona yani Demirel'e ayağını denk al diyor. ''Tanjevic'i kovarsak imajı yerlerde düşer..'' diyor Fenerbahçe. ''Bize Hoca bol kimsenin itiraz etmeyeceği Mahmuti'yi getiririz...'' diyor Fenerbahçe. Yani Federasyonu yani Demirel'i açık açık tehdit ediyor.

Başkan, Demirel'i arıyor ve argo tabirle bir güzel haşlıyor. Demirel'den çıt yok. Çıkamazda çünkü kendisini oraya Yıldırım getirdi. Demirel bugüne kadar bu sorulara da cevap veremedi. Veremezde. Vermesi mümkün değil.

Federasyon etik değerleri çiğnerken, Fenerbahçe'nin yaptığı çok mu etik ? Koskoca Fenerbahçe kulübü, koçla ilgili karar alırken işi pokere mi çevirmeli ? İnandığı doğruları uygulamayarak yan yollara mı sapmalı ? Dallas dizisi gibi oldu Fenerbahçe kimin eli kimin cebinde belli değil.

2.5 yıl önce Aydın Örs'ün ayak oyunlarıyla gönderilip, Bogdan Tanjevic'in geldiği gün Fenerbahçe temiz sayfalardan kirli sayfalara doğru yelken açmıştı. Tarihin en saygın en namuslu ve en efendi ismi Aydın Örs'ten sonra adı komisyon işlerine kadar karışan Tanjevic'i göreve getirirsen yukardaki fisktürden tutun da hakem olaylarına kadar hiçbir şeye şaşırmamak lazım.

Normal bir ülke olsak Tanjevic zaten şuana kadar görevinin başında olmazdı. Derhal gönderilirdi. Tanjevic'in görevde kaldığı her gün Fenerbahçe şaibe altında kalacaktır.

Şayet Fenerbahçe bu olaylarla alakası olmadığını düşünüyorsa ya da gerçekten bu olaylarla alakası yoksa o zaman Başkan inandığı, bildiği yapmak istediği ama yapmadığı 2 şeyi yapacak ;

1- Mahmut Uslu yönetimden gidecek .
2- Bogdan Tanjevic kovulacak .

Ha yok Tanjevic'in kalması sizin fikstür dahil olmak üzere bir çok işte kapılarınızın daha rahat açılmasını sağlıyorsa buyrun hayrını ! görün.


KEMAL ERDEM

02 Aralık 2009 Çarşamba

Avrupa'da Yılın Oyuncuları Oylaması Başladı..

FIBA Avrupa tarafından gerçekleştirilen "2009 Avrupa’da Yılın Basketbolcuları" oylaması başladı. Bu sene Erkekler, Genç Erkekler, Bayanlar ve Genç Bayanlar olmak üzere 4 kategoride yapılacak oylamada toplam 58 aday yarışırken, yılın basketbolcuları basketbolseverlerden gelecek oylar ve basketbol uzmanlarının değerlendirmeleri ile belli olacak.

Avrupa’da Yılın Oyuncusu ödülüne milli oyuncularımız; Hidayet Türkoğlu ve Ersan İlyasova, Avrupa’da Yılın Genç Oyuncusu ödülüne Enes Kanter, Avrupa’da Yılın Genç Bayan Oyuncusu ödülüne ise Gülşah Gümüşay aday gösterilen isimler oldular. Bu arada oylamaya buradan katılabilirsiniz..

Erkekler kategorisinde “2009 Avrupa’da Yılın Basketbolcuları” adayları arasında A Milli Takım Kaptanı Hidayet Türkoğlu ve Ersan İlyasova da bulunuyor. Milli oyuncularımız dışında İspanya ile Avrupa Şampiyonluğu yaşayan ve geçen yıl bu ödülü kazanan Pau Gasol, yine NBA’de Portland Trail Blazers takımında mücadele eden İspanyol Rudy Fernandez ve Barcelona’da oynayan Juan Carlos Navarro, Dallas Mavericks’de oynayan Alman oyuncu Dirk Nowitzki, Sloven Erazem Lorbek, Efes Pilsen’de oynayan Sırp oyuncu Igor Rakocevic, Olimpiakos’lu Yunan oyuncu Ioannis Bourousis ve Panathinaikos’lu Vassilis Spanoulis, Orlando Magic forması giyen Polonyalı pivot Marcin Gortat, Sırp guard Milos Teodosic, San Antonio Spurs forması giyen Fransız yıldız Tony Parker, Real Madrid’de oynayan Sırp Novica Velickovic ve Karadağ'lı oyuncu Nikola Pekovic de diğer adaylar arasında yer aldılar..

Bayanlar kategorisinde; geçen sezon bu ödüle layık görülen Rus oyuncu Maria Stepanova, İspanyol oyuncular Amaya Valdemoro ve Ana Montanana, Galatasaray’da oynayan Yelena Leuchanka, Beyaz Rusya’lı bir diğer isim Anastasiya Veremeenko, 2005 yılında bu ödülü kazanan Letonyalı Anete Jekabsone-Zogota, Belçikalı Ann Wauters, Macaristan’lı Anna Vajda, Fransız oyuncular Celine Dumerc ve Sandrine Gruda, Yunan Evanthia Maltsi, Çek Jana Vesela, İtalyan Laura Macchi, daha önce ülkemizde Beşiktaş Cola Turka forması giyen İsrail’li Shay Doron ve Slovak Zuzana Zirkova bulunuyor.

Enes Kanter’in de yer aldığı Genç Erkekler kategorisinde en büyük adaylar arasında Regal FC Barcelona’da oynayan İspanyol Ricky Rubio, Le Mans’da oynayan Fransız Antoine Diot, Hırvat Bojan Bogdanovic, Sırp Dejan Musli ve Milan Macvan, Yunan Kosta Koufos ve Alman Robin Benzing yer alıyor.

Botaş’da oynayan milli oyuncu Gülşah Gümüşay’ın da aralarında yer aldığı Genç Bayanlar kategorisinde İspanyol Alba Torrens ve Marta Xargay, geçen sezon ödülü kazanan Litvanyalı Gintare Petronyte, Sırp Jelena Milovanovic ve Sonja Petrovic bulunuyor. Ocak ayı içerisinde sona erecek olan oylamaların ardından 2009 yılının basketbolcuları yine FIBA Avrupa’nın resmi internet sitesi fibaeurope.com’dan duyurulacak. Her kategori için ayrı ayrı yapılacak olan ödül törenlerinin yerleri ise FIBA Avrupa tarafından ilerleyen günlerde açıklanacak..

Kaynak: TBF

30 Kasım 2009 Pazartesi

Bayanlar Derbisi Fenerbahçe'nin..

Bayanlar Basketbol Liginde Galatasaray ve Fenerbahçe arasında oynanan haftanın en önemli mücadelesinde gülen taraf konuk ekip Fenerbahçe oldu. Abdi İpekçi sulandığı için mücadele Ahmet Cömert'te oynandı ama güvenlik sebebi ile portatif tribünlere seyirci alınmaması zaten tribün kapasitesi az olan salonda karşılaşmayı biraz "seyircisiz maç" havasına sokmuştu..

Sarı-kırmızılılarda sakatlığı süren Işıl Alben ve Jia Perkins ikilisi bu maçta forma giymediler. İlk yarı genelde başabaş gitmesine rağmen Fenerbahçe soyunma odasına 4 sayılık avantajla gitti. Üçüncü çeyreğe iyi başlayan Galatasaray bu çeyrekte oldukça üstün bir oyun sergiledi ve Nilay Yiğit'in çeyrek biterken uzaklardan attığı üçlükle skoru 61-54 yapmayı başardı. Fakat son çeyrek roller tamamen değişti ve Galatasaray cephesinde başta; Nilay Yiğit'in sakatlanarak kenara gelmesi, coaching yanlışları ve yerli oyunculardan yeterli katkı gelmemesi bu bölümde ibreyi Fenerbahçe lehine çevirdi..

Konuk ekipte karşılaşmayı; 25 sayı, 7 ribaund, 6 asist ile tamamlayan Penny Taylor galibiyetin baş mimarı olurken, Nicole Powell; 15 sayı, 7 ribaund ve Nevriye Yılmaz; 15 sayı, 6 ribaund ile öne çıkan diğer isimler oldular.. Galatasaray'da ise maçı; 18 sayı, 5 ribaund, 6 asist ile oynayan Katie Douglas'ın performansı galibiyete yeterli olmazken, Sophia Young; 16 sayı, 8 ribaund ve Yelena Leuchanka; 15 sayı, 6 ribaund ile önemli bir katkı yaptılar..

Bu sonucun ardından ligdeki altıncı maçınıda kazanan Fenerbahçe liderliğini sürdürürken, dört galibiyette kalan Galatasaray ise ligde üçüncü sırada kaldı.. Bu arada deplasmanda Samsun Basket'i 71-53 ile geçen Mersin Büyükşehir Belediyesi ligde ikinci sıraya yükseldi..

Ümit Avcı Röportajı{Nbaturka.net}




Türk Basketbolu'nu yakından takip eden Miliyet/Fanatik gibi gazetelerde yazarlık yapan ve önemli röportajların altına imza atan Ümit Avcı ile bu sefer biz bir röportaj yaptık.

Tüm soruları verdiği içten cevaplarla oldukça doyurucu bir röportaja imza atan Ümit Avcı'ya tekrardan teşekkürlerimizi iletiriz ve noktasına virgülüne dokunmadan bu soluksuz röportajı veriyoruz ;


Kemal Erdem: BBL’de kalite istenilen düzeyde mi ve ligin kalitesi Euroleague’de mücadele eden takımlarımızın performansını da etkiliyor mu ? Türk futbolunda sürekli konuşulur bu tip şeyler ‘’Lig kalitesiz takımlar Avrupa’da bu nedenle yanılsamalar yaşıyor’’ gibisinden. BBL’yi domine eden Fenerbahçe ve Efes Pilsen’de bunları yaşıyor mu ?


Ümit Avcı: Ligimiz kesinlikle istenilen düzeyde değil. Bunu çok net söyleyebiliriz. Düşünün sezon başlarken daha kimlerin final oynayacağı belli. Ligin üst düzey takımları arasındaki fark çok net ortada. Ligin üstünde değil, altında büyük bir çekişmenin olacağı konuşuluyor. Yani 3. şampiyonluk adayını çıkaramayan ligimizde, küme düşme ihtimali olan en az 7-8 takım var deniyor. Bu lige tabii ki kaliteli denmez. Haliyle bu Avrupa’daki performansları da etkiler. Mesela Malaga’yı ele alalım. Bu takımın bir hafta rakibi Barça, diğerinde Real, diğerinde Valencia, diğerinde Badalona…Zaten kendi liginde Barça ayarında bir takımla karşılaşan ekip hafta içi Avrupa’da oynayacağı Zalgiris maçını kendisine dert eder mi? Onlar hep hazır haldeler yani.

Ama işin iyi tarafından bakacak olursak, Fransa, Almanya, hatta Yunanistan liginden daha iyi durumdayız. Daha da iyi olabileceğimiz konusunda da benim umudum var. Çünkü gelirler bu sezon ciddi artabilir, bu olursa da daha iddialı takımlar kurulur, başarı kendiliğinden gelir.

KE: Çok tartışılan Fenerbahçe – Efes Pilsen serisinde gerçek sorumlular size göre kimler. Bu işe yıllarca emek veren biri olarak temel nedeni ne olarak görüyorsunuz ? Hakemler deniliyor, Ergin Ataman’ın tavırları deniliyor bir çok şey söyleniyor. Size göre aslan payı kimindi olayların çıkmasında? Ki bu tip bir olay kolay kolay bir daha yaşanmayacak türden.


ÜA: Suçlular kim bilmiyorum ama suçsuz olan hiç kimse yok. O kadar uzun bir konu ki aslında. Hakemlerin çok etkili olduğunu düşünmüyorum, ilk kez hakem hatası yapılmıyor ligimizde, ki sürekli hakem hatalarını yaşayan bir ligi izliyoruz. Ligin kalitesini sorguluyoruz ama hakemlerin çok daha vasat olduğunu rahatlıkla söyleyebiliyoruz. Yani hakemler hata yaptı, böyle oldu diyemeyiz. En çok tartışılan maç 5. karşılaşmaydı. O maçta Fatih Söylemezoğlu’nun verdiği karar seriye damga vurdu. Ben açıkçası o kadar o saniyede verilir mi diyemem. Çünkü kural var. Avrupa Şampiyonası’nda böyle bir durumla karşılaşsak ne yapacaktık. Ha… Orda sportmenlik dışı çalacak başka hakem olur muydu, o da tartışılır ama sonuçta karar yanlış değildi. Yanlış olan o düdüğü çaldıktan sonra verilen tepkiye, hakemlerin de aynı şekilde tepki vermesiydi. Yani sadece sportmenlik dışı faul olsa, karar o kadar konuşulmazdı ama arkasından peş peşe çalınan teknik fauller işin dozunu kaçırdı.

Kulüplerin arasında zaten giderek artan bir rekabet var. Karşılıklı açıklamak yapılıyor. Bunlar çok garip gelmiyordu bana. Ergin Ataman konusu da farklı aslında. Ergin Ataman’ın sorunu normalde federasyonla. Çünkü Turgay Demirel ile birbirlerinden nefret ediyorlar. Ama olay Fenerbahçe-Ergin Ataman muhabbetine getirildi. Bunu getirenlerin de kasıtlı olduğunu düşünüyorum. Çünkü bir kişiyı nasıl bitirirsiniz. O alandaki en güçlü isimleri üzerine salarsınız. E, Fenerbahçe’nin gücü zaten belli. Ergin Ataman da düşündüğünü söyleyince, hiç frene basmayınca ortam iyice gerildi. Aslında ben kendisinin biraz daha sakin olmasını beklerdim. Çünkü şu anda sahadaki başarılara baktığımızda Aydın Örs ekolünden gelmiş birisi olarak Türk antrenörlüğünün liderliğini yapmalı. Bu liderliğe soyunmak için de çok daha sağduyulu davranmalı.

Gelelim Fenerbahçe’nin rolüne. Bunu söylemem birçok kişinin hoşuna gitmiyor ama suçun büyüklerinden birisi de Fenerbahçe’ye ait. Daha final serisi oynanırken, Fenerbahçe TV’de yapılan bir program vardı. Hakem kararları tek tek ele alındı. Ne yazık ki, bunu da Mehmet Baturalp gibi çok saygın bir abimiz ve sevgili dostumuz Ömer Koçsan yaptı. O program da taraftarı galeyana getirdi. Sonra Efes SKY Türk’te bu programın rövarnşını yaptı, bir yönetici bağlanıp bağırdı çağırdı. Düşünün basketbolun elit kişileri denen kesim bunu yaparsa, taraftar neler yapmaz. Onlar da ellerinden geleni yaptı! Kaderin cilvesi olsa gerek, o zaman taraftarlarının rakip tarafından tahrik edildiğini savunanlar, şimdi Galatasaray maçında böyle olay görmediklerini söylüyorlar, Galatasaraylılar da taraftarlarının tahrik edildiğinden şikayetçi.

KE: Aynı seride olay bağıra bağıra geliyorum diyordu aslında. İlk 2 maçta Ataman’a açıklamalarından dolayı bir ceza verilseydi taraftar bu kadar tahrik olur muydu ? Ve federasyon 6. maç için extra güvenlik önlemleri alamaz mıydı ?


ÜA: Şunu gözden kaçırmamak lazım. Olaylar ilk iki maçtan sonra çıkmadı. Hatta 3 ve 4. maçta da çıkmadı, 5. maçta başladı. Söz konusu açıklamalar da çok sert değildi bence. Rakip takım coachu milli takım antrenörü olduğu için mi bana çalınan teknik faul, ona çalınmıyor sözünün birilerini o denli etkilemesi bana imkansız geliyor. Yani ortada söylenenlerin dışında iki tarafı da biraz argo olacak ama gaza getirenler oldu. Güvenlik konusuna gelince kesinlikle önlem alınmalıydı. Ancak basketbol salonlarına ilk kez geldiklerine adım gibi emin olduğum kişilerin, kombine koltuklarda oturmasını da birilerinin organize ettiğini düşünüyorum. Yani alınacak önlemler belki olayları biraz azaltırdı ama mutlaka bir şeyler çıkacaktı.

KE: Herkesin konuştuğu konu şu Federasyon ne Fener’i ne de Efes’i kızdırmak istemiyor ve iki takımın huyuna ve suyuna gidebilmek için kaş yapayım derken göz çıkartıyor. Siz buna katılıyor musunuz ?


ÜA: Kesinlikle katılıyorum. Turgay Demirel gerçekten çok zor durumda kaldı. Bir yanda kendisini seçtiren Aziz Yıldırım ve Fenerbahçe var. Demirel’in, Lutfi Arıbogan ile girdiği yarışı nasıl kazandığını herkes hatırlar. Eğer Fenerbahçe’nin desteği olmasa, Demirel asla seçilemezdi. Ama Efes de Demirel’i desteklemişti. Ayrıca Turgay Demirel, FIBA’ya karşı güçlü olabilmek için Efes’i küstürmemeli. Allah korusun Efes’in bu işten çekildiğini düşünsenize. Yatırımlar azalır, Ülker de desteğini iyiden iyiye çeker, ligimiz çok sıradan bir hale gelir. Bu durumda normal olan, kimseye ayrıcalık tanımamaktır, kim neyi hak ettiyse onu uygulamaktır ama bir kez ipin ucu kaçtı Artık Federasyon dengeyi kurmak için bir sağa bir sola eyyam yapıyor. Tabii burada Tanjevic’in milli takım antrenörüyken, İtalya’ya gidiyorum blöfü yapması, ardından Federasyonun ilişkilerini kullanarak, Türk Basketbolu’nun yaşayan efsanesi Aydın Örs’ün yerine milli takım antrenörünü Türkiye’nin en büyük camialarından birisinin başına geçirmesi, hem maddi, hem de manevi büyük bir yükten kurtulup, adeta yapılan hataların etrafına bir zırh örmesi, olayı çok farklı noktalara getirdi. Yani Federasona yakınlık konusunda Fenerbahçe bir adım öne geçti.

KE: Federasyon hakkında neler düşünüyorsunuz ve sizce Basketbol için yapılan yapılanmalar yeterli mi ?

ÜA: Federasyon hakkında konuşurken herkesin dediği şey, Türk Basketbolu çok ilerledi, onbeş yıl önce hayal olan şeyler şimdi gerçekleşti… E tabi olacak. 15 yıl önce benim için telefondan e-mailleri kontrol etmek de hayaldi. Yani her şey gelişirken, basketbol yerinde mi sayacaktı. Bu işi yöneten Turgay Demirel ise, bu gelişmeleri kullanarak basketbolu büyütmek zorundaydı, bunu yaptı. Ama Turgay Demirel değil de Tuncay Bakırel olsa bunlar yapılmayacak mıydı, belki biraz fark olacaktı ama basketbol yerinde saymayacaktı.

Basketbol Federasyonu’nun şu anda kötü bir imajı olduğunu düşünüyorum. Bir kere herkesle kavgalı. Etraflarında bir kesim var, onlara göre bu ekip dışındaki herkes basketbolun kötülüğünü istiyor, bunun için örgütleniyorlar. Bu nasıl düşünülebilir. Türk Basketbolu’nun gelişmesini bu işin içindeki kim istemeyebilir. Eleştiri yaptığınızda bir anda düşman oluyorsunuz. Federasyon Başkanı size selam bile vermiyor. Hani onun selamı çok mu önemli diyeceksiniz, tabii ki değil. Ama o kurumun başındaki kişi, basketbol ailesi vs edebiyatı yapıyorsa, herkese selam vermek mecburiyetindedir. Yani Turgay Demirel Türk Basketbolu’nun sahibi değil, yöneticisidir.

KE: 2010’da Milli Takımdan beklentileriniz neler ve ne yaparız ? 2010’da olası bir başarısızlıkta Tanjevic gider mi? Eğer giderse bu onunla kalır mı başka canlar da yanar mı ?


ÜA: Kötü bir şey düşünemiyorum, düşünmek istemiyorum. Umarım çok başarılı bir şampiyona geçiririz. Gerçi mevcut durumda bunu gerçekleştirmek çok zor ama belki taraftarla, atmosferle tarihi bir başarı elde edebiliriz.

Tanjevic gider mi kısmına gelince. Gitmeli… Bundan önce 10 kez daha gitmeliydi. Dünya Şampiyonu olsak da gitmeli. Çünkü Türkiye’ye yok ekolmüş, yok gelecekmiş diyerek çok şey kaybettirdi. Birçok şampiyonayı heba etti. Ne yani 2010’da başarılı olsak bu Tanjevic’in eseri mi olacak?

Ha Hido’yu guard, Ersan’ı 2, Semih’i 3, Oğuz’u 4, Ömer’i de 5 oynatarak şampiyon olursa, o zaman ben de kendisine hak veririm. Adam yıllardır bunu denedi. Bir bildiği vardır derim. Ama sen yıllardır birinde Kerem Tunçeri’yi alma, birinde Mehmet’i birinde Hido’yu alma, Ama baktın olmuyor, herkesi yerli yerinde oynat, maceraları, yıllardır kurduğun fantezileri bir yana bırak. Sonra oyuncular gerçek yerlerinde normal şekilde oynatıldığında takım başarılı olsun. Sen bundan pay çıkart, başarı benim diyerek milleti aldat. Yok, o kadar değil. Hele ki Allah korusun başarısızlık falan olursa, Tanjevic de gider, başkaları da…

KE: Sezona kötü başlayan bir Fenerbahçe var. Takım içinde olan sorunlar ayyuka çıkmış vaziyette. Tek tek sormak yerine genel sormak en iyisi. Fenerbahçe’de bu olan bitenlere ne siz ne ben ne de bizim gibi daha önce bu olayı ön görenler şaşırmıyor lakin insanları şaşırtan ısrarla ve inatla Tanjevic’in neden görevde tutulduğu. Siz Tanjevic’in kalması halinde Fenerbahçe’nin bu senesini nasıl görüyorsunuz ?


ÜA: Sizin de söylediğiniz gibi her şey beklendiği şekilde gelişiyor. Ne yazık ki Fenerbahçeli oyuncuların artık mutlu olmadığı maça çıktıklarında yüzlerinde anlaşılıyor. Tanjevic’in arkasında milli takım konusunda neden bu kadar çok durulduğunu ben de anlamadım Aynı başarısızlıkları bir Türk antrenör yapsa çoktan sınırdışı edilirdi. Demek ki bilmediğimiz ilişkiler var.Fenerbahçe’de kalması ise başta söylenenler yüzünden. Sonuçta onu getiren Mahmut Uslu ve Turgay Demirel’di. Şimdi Fenerbahçe’den gönderilirse, milli takımdaki kredisi de bitecek. Belki de Demirel, 2010’daki olası başarısızlığı buna yükleyecek. Onun için tutuyor olabilirler ama kim ne derse desin, hem milli takımda hem de Fenerbahçe’de yaptıklarıyla Tanjeviç Türk Basketbolu’na çok büyük zararlar vermiştir.

KE: Aziz Yıldırım’ın, Aydın Örs’ü ikna çabaları hakkında çeşitli söylentiler var. Sizce Örs geri dönüş yapar mı ? Örs/Mahmuti formülü olursa bu formül Euroleague’de büyük hedefler için dev bir adım olur mu ?


ÜA: Aydın Örs’ün geri dönüşü kolay değil. Çünkü dönerse çok şeyi değiştirmesi lazım. Kendisini daha önce ‘satan’ insanlarla birlikte çalışacağını sanmıyorum. Bunun için Azız Yıldırım’ın çok kararlı olması, basketbolun anahtarını sınırsız yetki ile kendisine sunması lazım Örs gelirse, Euroleague için, Türkiye için, Türk Basketbolu için çok sağlam bir adım atılır. Fenerbahçe’deki son senede takımı getirdiği noktayı düşünün. Biz bir yıl sonrasında kesin final-four oynar bu takım, ona göre takviyeler yapılır derken, bir anda her şey tersine döndü. Aydın Örs gelir, Oktay Mahmuti gibi kendisini ispatlamış bir antrenörü yanında getirirse çok büyük şeyler olur bence.

KE: Efes Pilsen sezon başında iyi transferler yapmasına rağmen Avrupa’da istenilen seviyede değil. Sizce bu sorunun temel nedeni kendini daha çok lokal başarıya endexleyen Ergin Ataman mı ?


ÜA: Ergin Ataman Efes’te çok yalnız. Manzaraya bakın; Federasyonla mücadele ediyor, Fenerbahçe ile didişiyor, takımı kurmaya çalışıyor, transferler için bizzat başkana gidiyor. Doğal olarak da çok yoruluyor, saha içinde yapmaması gereken hataları yapıyor. Bunlar geçen sene için çok geçerliydi. Ancak bu sene kurduğu kadro artık hataya yer bırakmıyor. Transferde tam nokta atışı yaptıklarını söyleyemeyiz. Mesela tam bir 4 numaraları yok. O açağı Nachbarla ne kadar doldurabilirler zaman gösterecek. Ardından Santiago alındı. Çok önemli bir isim olabilir ancak asıl ihtiyaç o değildi. Bunlar kendi tercihleri. Bu sezon Efes’in ilerleyen dönemde çok daha iyi bir ekip olacağını düşünüyorum. Ama olamazsa o zaman suçlu bu teknik ekip olacaktır. Şunu belirtmeden de geçmeyeyim, geçen sezon bu yalnızlığı için Ergin Ataman, Aydın Örs’ün, kendisinin de üzerinde bir yetkiyle Efes’e gelmesi için çok çalıştı, Aydın Hoca da bu fikre sıcak baktı ama birileri engelledi bu oluşumu ve Efes tarihi bir fırsat kaçırdı.

KE: Beşiktaş’ın lige bu denli iyi başlaması sizce sürpriz mi ? Böyle devam ederler mi ? Beşiktaş’da şubenin iyi yönetilmediğine katılıyor musun ?

ÜA: Bence sürpriz değil. Beşiktaş çok iyi bir takım kurdu. Özellikle Muratcan, Cevher, Haluk iskeletini korumaları, çok iyi yabancıları takıma katmaları, milli guard Engin’i takıma kazandırmaları çok önemliydi. Hatta Ermal’i de istediler, bir de o gelseydi… Çok başarılı olabilir Beşiktaş bu kadroyla ama böyle devam edip etmemeleri yönetime bağlı. Yine para sorunu başladı çünkü. Telekom maçını izlerken, oyuncuların mücadelesine hayran kaldım. Ama bu takıma da sahip çıkmazsa yönetim, onların da paraları ödenmezse ve geçen yıllardaki dağılma olursa, çok yazık olur. Bu kadroya bunu yaşatanlara da ‘yazıklar olsun’ demek farz olur.

KE: Telekom’un inişli-çıkışlı performansını neye bağlıyorsunuz ?

ÜA: Bu yıl Telekom hakkında konuşmak için erken bence. Takımın beyni olmadan mücadele ediyorlar ve yepyeni bir düzen kurmaya çalışıyorlar. Mutlaka daha iyi savunma yapabilmeliler. Ancak bunun için de 4 numarada kısa kalıyorlar. Bir yabancı hakları daha var. Yerinde bir takviye ile çok iyi bir takım olabilirler. Çünkü şu anki görüntüde sadece atarak kazanabilecek bir takım kimliğindeler.

KE: BBL’nin bu seneki falına bakarsanız sizce play-off yapacak olan takımlar hangisi ve şampiyonluk favoriniz kim ?

ÜA: Efes Pilsen, Fenerbahçe Ülker, Beşiktaş Cola Turka, Galatasaray Cafe Crown, Banvit, Türk Telekom kesin… Para problemini aşarsa Kepez ve şu anki durumlarına rağmen Mersin’i avantajlı görüyorum. Şampiyonluk için yine Fenerbahçe ile Efes Pilsen final oynar, mevcut durumda Efes çok rahat kazanır. Ancak zaman neler gösterecek, ne gibi değişimler veya takviyeler yaşanacak, hep birlikte göreceğiz.

KE: Euroleague’de takımlarımızın şansı sizce ne ve bu sezon Euroleague’de final-four ve şampiyonluk adayınız kimler ?

ÜA: Barcelona, Panathinaikos, Siena ve Olympiakos çok güçlü adaylar. Bunların arasına Türkiye’den Efes Pilsen’in girme ihtimalinin olduğunu düşünüyorum. Ama bu küçük bir ihtimal. Çok şeyin değişmesi lazım orada da.

KE: Ömer Aşık için özel bir soru olacak. Ömer Aşık’ın mental olarak kendisini daha da geliştirmesi gerekiyor mu ? Ömer’in kendisine olan bir özgüven sorunu var sanki ve bunun temel nedeni ne olabilir ?


ÜA: Ömer’i çok yakından tanıyorum. Açıkçası güven sorunun olduğunu düşünmüyorum. Tam tersi kendisine güvenen bir isim ama o çocuk çok yıpratıldı. Düşünün o olmasaydı, bizim Polonya’da ikinci tura çıkmamız bile çok zor olurdu. Şampiyona öncesi kim derdi ki, Ömer önce Gortat’ı, ardından Gasol’u, sonra Krstic’i madara edecek diye. Aslanlar gibi oynadı, takımı Ersan ile sırtladı. Ama maç kaybedilmesi onun faul kaçırmasına bağlandı. Coach, Yunanistan maçının hemen sonrasındaki açıklamasında gencecik çocuğu yem olarak ortaya attı ve hiç olmayan suni bir sorun yarattı. Ömer bu zamana kadar faulleri sokuyordu da neden bir anda bu hale geldi. Çocuğu birazcık rahat bırakalım, hep beraber göreceğiz neler yapabileceğini.

KE: Oğuz Savaş ne yaparsa yapsın belli bir süre aralığında oynuyor. Çok iyi oynadığı maçlarda kenara geliyor. Oysa Oğuz’a sadece Fenerbahçe’nin değil Milli Takımında ihtiyacı var. Oğuz hakkında görüşleriniz neler ?


ÜA: Ne yazık ki o Tanjevic’in kafasındaki basketbolcu tanımına uymuyor, kolları çok uzun değil, hareketli değil. Avrupa’nın en iyi sırtı dönük 2-3 oyuncusundan birisi ama coach sırtı dönük oyuncu sevmiyor! Adam hazırlık turnuvalarının en iyisi, Polonya’da süre alamıyor, geçen sezon tam kıpırdınacak, final serisinde 4 dakika ortalama ile oynuyor. Kesinlikle o yeteneğe yazık ediliyor. Gerçi dikkat edin son haftalarda Tanjevic ona bel bağlamaya başladı. Çünkü kredisinin azaldığının kendisi de farkında. Macera aramak yerine, daha önce başarılı olmuş düzene dönüyor.
KE: NBA basketbolu ve Avrupa basketbolu karşılaştırması yaparsak sizce hangisi daha ağır basar ?

ÜA: Açıkçası ben NBA’i çok sevemedim, sevemiyorum. Oradaki organizasyona, yapılanlara, yönetime saygı duyuyorum, hatta hayran oluyorum. Ama saha içindeki basketbol savunma zayıf olunca sıkıyor beni. Euroleague maçları çok daha sert geçiyor. NBA’i play-off döneminde izlemeyi daha çok seviyorum.


KE: NBA ağırlıklı bir siteyiz malum ve finalide NBA ile yapalım istedik. NBA’de sempati duyduğunuz bir takım var mı varsa hangi takım ? Düzenli olarak NBA’i takip ediyor musunuz ? Şampiyonluk favoriniz kimler ve en sevdiğiniz oyuncu ?


ÜA: Açıkçası sürekli tuttuğum bir takım yok. O senenin kadrolarından hangisi daha cazip geliyorsa onu destekliyorum. NBA’in en çok sevdiğim tarafı bu, genelde o sezonun güçlü takımını tuttuğum için çok üzülmüyorum. :)

Tabii ki bizimkilerin yani Utah’ın, Toronto’nun ve Milwaukee’nin kazanmasını daha çok isteyeceğim ama Cleveland bana bu sezon hoş bir takım olarak geliyor. Belki LeBron’un kalitesi, Shaq’ın sempatisi bilmiyorum ama onların busezon başarılı olmasını çok istiyorum. Mantığım ise gülen takım bu kez Boston diyor. Sonuçta NBA sizin işiniz, hepiniz benden çok daha iyi biliyorsunuzdur, onun için çok ahkam kesmeyeyim ben bu konuda.

KE: Murat Murathanoğlu ile birlikte sizin FB TV’de program yapmanızı isteyen bir çok Fenerbahçeli taraftar var. Onlara söylemek istediğiniz bir şey var mı ? Böyle bir teklif gelse kabul eder misiniz ?

ÜA: Böyle bir istek olduğunu bilmiyordum. Eğer varsa teşekkür ederim, mutlu olurum. Murat Abi bizim çok değer verdiğimiz kişilerden birisi. Basketbola ben de onun sesinden maçları dinleyerek merak saldım. O isimlerle birlikte anılmak bile gurur verici. Ama kulüp yayın organlarında bulunmak benim için etik bir durum olmaz. Bu Fenerbahçe, Galatasaray,Beşiktaş fark etmez. Hani siz kötü niyetli olmazsınız, istediğiniz gibi yayın yaparsınız, yönetim size özgürlük verir, ne konuşursan konuş der, ama sonunda birisi çıkar, siz orada bunu yapıyorsunuz der. Bunlar çok hassas dengeler. Eğer öyle bir istek varsa, gurur duyarım, mutlu olurum ama sadece bu kadar.


KE: Klasik bir bitiriş olacak ama nbaturka.net hakkındaki düşünceleriniz ?

ÜA: Son dönemde iyice ön plana çıkmaya başladı bu site. Sonuçta meslek gereği, basketbol hakkındaki tüm yazılanları takip etmeye çalışıyorum. Bu yaparken de içi gerçekten dolu olan yazılar, araştırmalar hoşuma gidiyor. Bunları sitenizde bulabiliyorum. Zaten basketbolseverlerin gün içinde belli aralıklarla uğradığı siteler var. Artık basketdergisi. turkbasket, megabasket, basketbolig derken, sizi de sık kullanılanların arasına ekledim, sürekli takip ediyorum. Umarım çok daha iyi hale gelirsiniz.

Başın Sağolsun Volkan Ertetik

Bir süre önce Selçuk Üniversitesi basketbol takımı oyuncusu Volkan Ertetik'in annesi vefat etmiştir. Merhumeye Allah'dan rahmet, Volkan Abi'ye ve ardında bıraktığı diğer kişilere de baş sağlığı diliyoruz.

29 Kasım 2009 Pazar

Bir Şampiyonluğu Ardından

Sağ altta Gökhan Güney duruyor, tepesinde Naumoski, onun iki yan tarafında Ufuk Sarıca, ortada Larry Richards vs. vs...

Tarih’ten bir yaprak!..




25 Nisan 1955; yer, İstanbul Spor ve Sergi Sarayı.

Salon tıklım tıklım dolu ve 1954 - 55 sezonu Türkiye Basketbol Şampiyonası’nın son maçı Galatasaray ile Fenerbahçe arasında oynanıyor!..

O geceye kadar şampiyona finaline katılan diğer takımları ekarte eden üç takımdan, Modaspor, Galatasaray’ı, Fenerbahçe Modaspor’u yenmiş… Galatasaray, Fenerbahçe’yi yenerse bu üç takım “puan puana olacak” ve “şampiyonu 3’lü averaj tayin edecek”…

Galatasaray’ın şampiyon olabilmesi için “7 sayılık bir farka ihtiyacı” var; oyunun bitmesine 44 saniye kala sarı - kırmızılılar 40 - 27, yani 13 sayı önde ve “top Galatasaray’da!..”

O yıllarda basketbolda “30 saniye - 24 saniye kaideleri” yok; bir takım topla istediği kadar oynayabiliyor; üstelik “potaya basket atış hâli olmadan da faul atışı yapılmıyor”; kısacası, Galatasaray “44 saniyeyi top tutarak geçirdiği takdirde” şampiyon olacak!..

O zaman Galatasaray takımında “basketbol cambazı, dripling üstadı bir oyun kurucu” var, Yalçın Granit; elinden top almak pek mümkün değil, zaten alınsa da, Galatasaray’ın “o günün basketbol oyun kaideleri ile 44 saniyede 7 sayı yemesi” mümkün görünmüyor!..

Galatasaray tribünleri şampiyonluğu kutlamaya başlamışken; aaaaa, o da ne?..

Tribünlerden bir Fenerbahçeli yönetici iniyor (Genel Sekreter ve Fenerbahçe Tarihi yazarı Rüştü Dağlaroğlu); mola alan Fenerbahçe takımı, mola süresince devam eden fiskoslardan sonra, herkesin şaşkın bakışları arasında soyunma odasına gidiyor ve bir daha salona dönmüyor!..

Sebep; ortada “fiziki” bir sebep yok!..

Ama “kimyevi” bir sebep var; zira o zaman “basketbolda hükmen galibiyet 3-0 ve de “3-0 galip gelmek” Galatasaray’ı şampiyon yapmaya yetmiyor; şampiyon Modaspor!..
Bu hazin ve acı tablo karşısında “çılgına dönen” Galatasaray seyircisi salonu saatlerce boşaltmıyor!..

Hakemlerin ve federasyon yetkililerinin ısrarlarına rağmen, Fenerbahçe salona dönmeyince, zamanın İstanbul Valisi Fahrettin Kerim Gökay olaya el koyuyor; Basketbol Federasyonu (Voleybol ve hentbol ile beraber o zamanlar adı “Spor Oyunları Federasyonu”) Başkan Faik Gökay başkanlığında Spor Sergi Sarayı’nda toplanıyor!..

Ve karar ilân ediliyor; “Galatasaray ve Modaspor beraberce şampiyon!..”

Türk Basketbol Tarihinde “bir daha eşine rastlanmayan” ve belki de bir daha rastlanmayacak “bu” kararla “o yılın şampiyonluğu” ikiye bölünüyor; hem Modaspor’a, hem Galatasaray’a “şampiyonluk kupası” veriliyor!..

Birdenbire bu “tarihten bir yaprak” nereden de aklıma geldi; şu günlerde “etikten, ahlâktan o kadar çok söz edildi” ki, ben de “bir örnekle katkıda bulunayım” dedim; aslında epey örnekler var da; bu “basketboldan” olanı!..

Öcal ULUÇ-Türkiye Gazetesi

27 Kasım 2009 Cuma

Aziz Hoca Sonunda İsyan Etti..

Beşiktaş Cola Turka bayan basketbol takımının deneyimli antrenörü Aziz Akkaya, takımının FIBA Bayanlar Euro Cup maçında Ermenistan temsilcisi Hatis Yerevan'a Akatlar'da 64-87 mağlup olmasının ardından istifa sinyalleri vererek önemli açıklamalarda bulundu..

Akkaya bu mağlubiyet için; "Çok büyük bir ayıp. Beşiktaş tarihine sürülmüş bir leke olduğunu düşünüyorum" derken, ayrıca bu başarısızlığın bir bedeli olması gerektiğini kaydetti..

Kulüp yöneticileriyle konu hakkında görüşüp o doğrultuda son bir karar alacağını dile getiren Akkaya, yaptığı açıklamada; "Herhalde böylece süremizi de doldurmuş olacağız. Geçen hafta Galatasaray maçını kaybettik. Şimdi de, ilk defa Avrupa kupasında oynayan bir takıma kaybediyorsanız, bunun bir bedeli olması lazım. Bu bedeli de bir şekilde ödeyeceğiz. İstediğimiz takımı kuramıyoruz. Daha iyi bir takım kurmamız lazım ama olmuyor. Şu an kaybettiğimiz çok fazla bir şey yok. Ancak aldığımız sonuçların bir bedeli olması lazım. İstifa etmeyi düşünüyorum. Yöneticilerle oturup, karşılıklı konuşmamız lazım. Ben buraya uzun yıllar emek verdim. Bir takım bu kadar kötü oynuyorsa, bunun bir sebebi vardır. Bugün genç takım olsaydı sahada, daha iyi oynardı." dedi. Bu arada Beşiktaş Cola Turka bayan takımı, Türkiye Bayanlar Basketbol Liginin altıncı hafta mücadelesinde Çankaya Üniversitesi'ni 28 Kasım 2009 Cumartesi günü Akatlar BJK Cola Turka Arena'da konuk edecek. Bu maç öncesinde ise bugün takımla ilgili son bir toplantı yapılacağı tahmin ediliyor..