BIY AD

Oyak Renault etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Oyak Renault etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Ekim 2009 Cumartesi

Oyak Renault'tan Önemli Transfer..

Bursa temsilcisi Oyak Renault, Nijerya asıllı Kanada'lı forvet Olumuyiwa Famutimi’yi transfer etti. Sarı-siyahlılarda sezon başında transfer edilen ama beklenen performansı ortaya koyamayan ABD'li Michael Nicholas Rose ile yollar ayrılırken, geçtiğimiz sezonu Ukrayna'nın Khimik Yuzny takımında geçiren 25 yaşındaki Olu Famutimi ile anlaşma sağlandı..

Hatırlanacağı gibi Rose, ligin ilk haftasında Galatasaray karşısında 19 dakika forma giymiş ve sadece 2 sayı üretebilmişti.. Kanada milli takımında da görev yapan 1.97 boyundaki Famutimi'nin lisans işlemleri yetiştirilirse başarılı oyuncu Pınar Karşıyaka maçında forma giyebilecek. Bu yıl gerçekleşen FIBA Amerika Şampiyonası'nda Kanada milli takımında da yer alan Famutimi, forma giydiği 10 karşılaşmada; 8.0 sayı, 2.9 ribaund, 2.3 asist ve 1.8 top çalma ortalamaları ile mücadele etmişti. Başarılı forvet 2008-2009 sezonunda mücadele ettiği Ukrayna liginde ise forma giydiği 35 maçta; 13.1 sayı, 5.5 ribaund, 0.9 asist, 0.5 blok ve 1.7 top çalma ortalamaları yakalamayı başarmıştı..

28 Haziran 2009 Pazar

Mutlu Demir ve Bursa


Şu anda bu satırları okuyabiliyor olmanızda Mutlu Demir'in rolü büyüktür. Blogla alakalı olarak sıkıntıya düştüğüm dönemlerde(bir önceki yazıda biraz bahsetmiştim o sıkıntıyı) bana ciddi manada destek veren bir kişi idi kendisi. Yazmaya devam etmem gerektiğini, ona buna kulak asmamamı öğütlemişti bana. Bir kapı kapanınca öteki açılır demişti, söylediği gibi de oldu nitekim. Sağolsun, varolsun.

Takımımızın küme düşmesiyle birlikte bizden ayrılan Mutlu Ağabey, bundan sonra Oyak Renault'da. Yücel Hoca'nın yerli beş numaralarla oynama alışkanlığı, Mutlu Abi'nin daha önceki bir yazımızda bahsettiğimiz özellikleri ve iyi karakteri onu Bursa'ya getirdi. Az önce linkini verdiğim yazıda kendisinden, oyununda vs. epeyce bahsettiğimiz için bu yazıyı pek fazla uzatmayalım diyorum. Eşyalarını toplamaya geldiği sırada programım uyar da Konya'da olabilirsem güzel de bir röportaj planlıyoruz kendisiyle. Başarılar Mutlu Demir!

Sırada Ufuk Kaçar var...

5 Mayıs 2009 Salı

Genç Yetenekler 3: Evren Büker




Makospor altyapısında başladı spora,futbola demiyorum dikkat edin spora. Çünkü futbolla girmiş sporun büyülü dünyasına,ama o büyüyü daha da fazla hissedebileceği yere, basketbola
başlaması da çok uzun sürmemiş. Abisi Serhat Büker'in basketbol oynarken idmanlarını seyrederken çıkmış yola,şimdi kendisi de gençlere örnek olan o büyük sporculardan birisi oluvermiş.

Makospor altyapısında basketbola da başladı sonra,tıpkı abisi Serhat Büker ve takım arkadaşı Ahmet Erdoğan gibi... Daha sonra TB2L ekiplerinden Yeşimspor'a transfer oldu 2001-2002 sezonunda. Gösterdiği başarılı basketbolla Yücel Platin'in dikkatini çekmeyi başaran Evren'i üç sene önce takımına dahil etti Yücel Hoca da...

Hemen istatistiklerini de girip klasik olduğu üzere pozitif ve negatif yönlerinden bahsetmeye başlayalım:

2006-2007 Sezonu: 8,1 Sayı 2,5 Ribaund 2,2 Asist

2007-2008 Sezonu: 9,1 Sayı 3,0 Ribaund 2,2 Asist

2008-2009 Sezonu: 13,1 Sayı 4,4 Ribaund 4,0 Asist



Pozitif Yönleri


Atletizmi: Bir guard için inanılmaz derecede iyi bir fiziğe ve atletizme sahip, yalnız bir problem var ortada. Bu atletizmini ve fizik avantajını şu an için sadece savunmada kullanıyor,hücumda pek faydalanmıyor bu özelliklerinden. Bu noktada kendini geliştirmesi,basketbolunu bir seviye yukarıya taşıyabilmesi için çok önemli.

Savunma: Az önce de kısaca değindiğimiz gibi fiziğini savunmada pozitif yönde kullanabiliyor. Rakipleri için son derece korkutucu bir savunmacı Evren. Ayaklarının zamanla biraz daha hızlanacağını düşünürsek Türkiye'nin Ron Ron'u geliyor diyebiliriz. :)

Asistçi Yönü: Geçtiğimiz sezonlarda çok fazla bahsetmediğimiz bir nokta bu da... 2,2 gibi sıradan sayılabilecek bir ortalaması varken kendisinin asist alanında bir anda baktık ki bu sezon bu noktada ilk 10 a yerleşivermiş. Bu alanda bir numara oynamayan oyunculardan da Ufuk Kaçarla beraber en yüksek ortalamaya sahip olanı. İşte kritik nokta da bu.

Negatif Yönleri

Potaya Pek Bakmayışı: Anlayamıyorum niye böyle yapıyor. Boş kalmadıkça ve kritik noktalar gelmedikçe takımda sahadaki son skor opsiyonlarından biri haline geliyor. Ancak boş kalacak yahut kendisine ihtiyaç duyulacak öyle alıyor topu eline. Bu kötü birşey değil, ama onun sayı ortalamasını daha yüksek görmek istiyoruz. Derdimiz de bu. :)

Top Kaybı: 35 Dakika süre alan bir oyuncu için ideal gibi görünse de 2,7 olan top kaybı ortalamasını daha aşağılara çekmesi şart.
Şutu: Kimse şutunu beğenmiyor Evren Büker'in ama son zamanlarda çok geliştirdi bu noktada kendisini. Ekstradan sürekli şut çalıştığını biliyorum ben kendi adıma. Bunun yanında çok çok iyi bir şut mekaniği var,bu şartlarda şutunu geliştirmemesi imkansız gibi geliyor bana. Yakında eksilerini söylerken kimse şutundan bahsetmeyecek,emin olabilirsiniz.
Aman Dikkat

Aman dikkat diyelim,bu sezonki transferini yaparken dikkat etsin. Aman dikkat! Sakın ola öyle iki-üç numaralı mevkilerde birçok oyuncusu olan bir takıma gitmesin, büyükleriyle birlikte bu transfer işini iyi analiz etsin; hiç yoktan güzelim seneleri yanmasın. :)

Gelecekteki Versiyonu

Yakın tarihte bu tarz oyuncu pek yetişmedi Türkiye'de. Gelecekteki versiyonuna Evren Büker diyeceğim. Haa,mevzu bahis NBA ise de Ron Artest diyeceğim. Dilerim Türk basketbolunun gelecekteki en önemli yıldızlarından olan Evren Büker,ömrünün geri kalanında yaptığı olumlu işlerle dilimizden hiç düşmeyen biri olur.

16 Nisan 2009 Perşembe

Yücel Platin Röportajı




Daha önceden de söylediğimiz gibi Yücel Hoca ile bir röportaj gerçekleştirdik ama şu şehir dışı olayı nedeniyle yayına bugün sokabiliyoruz röportajı. Konya'da kendisini yakaladığımız sırada maç yemeğinin hemen ardından Rixos Otel'de oldu bu iş,bize mekanını açan Konya Rixos Otelleri ve değerli Otel Müdürü Cem Bey'e de sonsuz teşekkürler. Kaliteli adam Yücel Hoca,nerede ne söyleyeceğini gayet iyi biliyor. Gerektiğinde son derece dobra,gerektiğinde de temkinli hareket ediyor. Güzel de bir söyleşi oldu işte bu çerçevede. Kendisine bir teşekkür edelim önce,sonra da röportaja geçelim. Bu arada Yücel Hoca hakkında bilgi vermeye pek gereksinim hissetmiyorum. :)


Alperen Kaplan: Hocam teşekkür ederiz maçınızın hemen öncesinde bizimle bu masaya oturduğunuz için.


Yücel Platin: Ben teşekkür ederim,maç öncesi biraz rahatlayalım ama değil mi? :)


AK: Tabii hocam,öyleyse kendinizden başlayalım. Kimdir Yücel Platin bize biraz anlatın lütfen.


YP: 1970 doğumluyum,lise öğrenimimi Saint Joseph'de tamamladım,üniversite eğitimimi de Teknik Üniversite'de(İTÜ) tamamladım. Çeşitli kulüplerde yardımcı antrenörlük yaptım. Şu anki kulübümde 8 sene çalıştım. Genel manada bu şekilde kariyerim.


AK: Hocam siz İTÜ mezunuyum diyorsunuz da TBL kataloğu öyle demiyor. Marmara İşletme'yi bitirdiğinizi söylüyor,bu vesileyle o meseledeki yanlış anlaşılmayı da giderelim.Bunun yanında hem İTÜ'de okuyup hem antrenör olabilmeyi nasıl başardınız,zor olsa gerek.


YP: Evet orada Murat Özyer ile karıştırmışlar,bir hata olmuş. Diğer taraftan ben basketbolla oyuncu olarak ilgileniyordum ilk başta. Sonrasında oynamayı bırakınca çok sevdiğim kardeşim Mustafa Aksoy ile birlikte İTÜ küçük takımını aldık. Tamamiyle hobi idi o zamanlar,şimdi de hobi ama profesyonelleştik gördüğünüz gibi. :)


AK: Hocam o zaman profesyonelleştiğiniz yıllara,günümüze, gelelim biz de. Takımınızda çok iyi bir yabancı-yerli birlikteliği var. Az-çok takip eden bir adamız biz de bu ligi, yabancıların ve yerlilerin en iyi kaynaşmış olduğu kulüplerden birisi olduğunuzu tereddütsüz söyleyebilirim. Nasıl ortaya çıkardınız bu birlikteliği,samimiyeti?


YP: Biz oyuncu transferi yaparken sadece saha içi özelliklerine bakmıyoruz. Mental olarak da ciddi bir incelemede bulunuyoruz alacağımız yabancılarla ilgili olarak ve tüm kriterleri göz önüne alarak hangi oyuncunun kadromuzda yer alması gerektiğine karar veriyoruz. Öyle aa bu herif yetenekliymiş alalım kadroya demiyoruz. Bunun yanında mükemmel bir saha dışı organizasyonu var Oyak Renault'da. Yöneticilerimiz gerçekten işlerini çok iyi bilen insanlar,örneğin iki sezon evvel dördüncü yabancıyı almamız lazımdı. Ben istedim,ısrar da ettim ama onlar bankada o oyuncuya verecek para olmadan transfer yapamayız, diğer oyuncularımıza saygısızlık olur bu diyerek reddettiler bu isteğimi o an için.


AK: Yabancı seçimi demişken biraz da yabancılarınızdan bahsedelim. Şimdi başka takımlara bakıyoruz,NCAA'de,NBDL'de 20 sayı ortalama ile oynuyorlar,Türkiye'ye geliyorlar 8-10 sayı ortalama ile oynayıp takımlarına çok birşey katmıyorlar,mesele Cartier Martin. Ama Yücel Hoca'nın yabancıları için bu durumun tam tersi geçerli. Yani Steimsa'ya bakıyorum 2 sayı ortalama ile gelmiş,burada güzel güzel oynadı. Alex Gordon'a bakıyorum 10 sayı ortalaması var gelmiş burada sayı krallığına oynuyor. Tabii ki belli etmenler var bizim de bildiğimiz,ama bunları sizin ağzınızdan duyalım bir de.


YP: Teşekkür ederim çok hoş bir soru sordun. Şimdi, az önce de dediğim gibi biz oyuncu seçimini istatistiğe göre, sadece saha içi oyuna göre yapmıyoruz. Oyuncuyu genel olarak inceleyip kararımızı o şekilde veriyoruz. Bu da tabii ki en azından ortama olumlu etkide bulunuyor ve oyuncuların performansı da artıyor. Ayrıca ben oyuncu alacağım zaman iyi üniversiteden oyuncu almaya dikkat ederim,yani kötü üniversitelerde yüksek skorlar yapan oyunculardansa iyi bir üniversitede sistemin bir parçası olabilmiş oyunculardır benim tercihim. Bunun yanında Doğu'dan almaya çalışırım genelde oyuncuları,Avrupa'dan alacaksam çok dolaşmış oyuncuları değil de daha önceden Türkiye'de forma giymiş ve bu ülkeyi tanıyan oyuncuları tercih ederim. Bu da yabancı seçimlerinin isabetli olmasını sağlıyor sanırım. Tek tek oyunculardan bahsedecek olursak da Alex Gordon son sezonunda önemli 2 numara oynamıştı,biz ilk başta vazgeçmiştik ondan. Ama sonradan menajerler bize aslen 1 numara olduğunu söyleyince biz de arşivimizden Vanderbilt'in bir sezon evvelki maçlarını seyrettik. Baktık gerçekten 1 numara oynuyor,sonrasında oyuncunun analizini yaptık ve kendisini takımımıza dahil ettik. Zaten o sezon drafta katılacak olan üç oyuncusu vardı Vanderbilt'in ve bunun için az top kullanıyordu Alex,ama biz kendisinin bu şekilde bir performans sergilemesini bekliyorduk. Steisma ile ilgili de,son senesinde pek süre alamamıştı,çünkü önünde NBA yapacak bir oyuncu oluyordu ve koç seçimini o oyuncudan yana kullanmıştı. Bize Steisma da beklediğimiz katkıyı sağladı. Bir de uzun seneler boyu benim 5 numaram hep yerli idi,takip edenler bilir. Bu sezon bu anlayıştan vazgeçmedim,vazgeçmek zorunda kaldım ama Steisma da benim prensiplerime aykırı bir oyuncu değildi. Ayrılana kadar da iyi katkı sağladı.


AK: Hocam siz sezon içerisinde kadroyla oynamayı pek seven bir antrenör değilsiniz ama bu sezon ikinci değişiklik oldu bu. Ross Neltner olayını biliyoruz da Steisma'nın durumunu da biraz anlatır mısınız? Bir de gelen gideni arattı mı,ne oldu Fobbs oturabildi mi?


YP: Doğru tesbit,kadroyla pek oynamam ama Neltner Türkiye'ye hiç uyum sağlayamamıştı doğru. Steimsa'ya da bizde aldığının mübalağasız 5 katı bir teklif geldi. Yani adamın böyle bir tekliften sonra kafasının karışmaması ve normal oyununu oynayabilmesi imkansız gibi. E bizim de pek hakkımız yok oyuncuyu tutmaya böyle bir durumda;evet tutabiliriz aynı ücretle ama oyuncuya böyle bir şans gelmişse gitmeli diye düşünüyorum. Böyle olunca da kendisi Kore'ye gitti. Fobbs da cuk oturdu derler ya,öyle oldu. İki oyuncunun sayı,ribaund ve blok ortalamaları eşit. Çok enteresan(enteresan değil aslında hocam sizin ne kadar iyi bir sistem kurduğunuzun ve isimlerden çok sistemin önemli olduğunun bir göstergesi).


AK: Ben Mutlu Akü Selçuk Üniversitesi ile de ciddi manada ilgileniyorum,hal böyle olunca da Ekene Ibekwe ve Alex Dunn'ı nasıl buluyorsunuz onu da soralım.


YP: İkisi de benim istediğim türden oyuncular. Ekene Ibekwe hem 4 hem 5 oynayabilen bir oyuncu,içeriyi çok iyi karartan ve gerektiğinde kötü şut mekaniğine rağmen şutları ile de maça damgasını vurabilen bir oyuncu kendisi. Diğer taraftan Alex Dunn da tepelere çıkıp şut atabilen,iş disiplinine sahip olan ve benim beğendiğim bir oyuncu.


AK: Yerlilerinizden bahsedelim biraz da. Evren Büker takımınızın en önemli yerli oyuncusu herhalde. Kendisini genel olarak değerlendirir misiniz? Abisiyle birlikte oynadıkları ikinci sezonu olacak bu da,bunun kazandırdıkları yahut kaybettirdikleri var mı takımınıza? Sözleşmesi de önümüzdeki sezon bitecek bu arada... :)


YP: Yani tutmaya çalışacağız ama pek ümitli değilim bu konu ile alakalı. Zaten Evren bana göre şu an Barış Özcan'ı bir kenara koyarsak Sinan Gülerle birlikte en önemli 2 numaradır Türkiye'de. Şutunu biraz daha geliştirdiği takdirde çok önemli yerle gelecektir...


AK: Hocam zaten şutunu önemli ölçüde geliştirdi gibi eskiye göre,bunun yanında çok da iyi bir şut stiline sahip ve çalışmayla gelişecektir şutu da ki kendisinin ekstra şut çalıştığını da biliyorum.


YP: Kesinlikle haklısın,çok iyi bir şut mekaniğine sahip gerçekten ve geliştirecektir şutunu ben de inanıyorum buna. Abisi Serhat ve Nedim ile birlikte takımı çok iyi yönetiyorlar. İyi bir sinerji oluşturuyorlar. Evren profesyonel bir kişi, Serhat'ı yolladığımızda ben onun üzülüp performansında düşüş olacağını bekliyordum bir süre için ama kendisi bunu çabuk atlattı,profesyonel bir oyuncu olduğunu gösterdi.


AK: Serhat'ın gönderilmesinden bahseder misiniz biraz da?


YP: Belli zamanlarda değişiklik gereklidir,Serhat'ın da değişiklik vakti gelmişti. Gitti-geldi çok daha iyi durumda şu an.


AK: Biraz klasik olacak ama Tufan desem?


YP: Yok yok,merak edilen bir isim tabii ki kendisi,ve de Tufanla ilgili soruların sıkça sorulaması doğal. Şut fundementalı zayıf,topla birlikte iyi de öbür türlü kötü. Çok yetenekli bir oyuncu kendisi,ama daha olgunlaşması gerekiyor. Bazı çevrelerden de eleştiriler alıyorum niye oynatmıyor Tufan'ı falan diye, gençlere niye önem vermiyor gibicesinden. Benim ne yaptığım ortada,kaç altyapı oyuncusunu bu takımda oynattığım falan hepsi belli. Bogdan Tanjevic'e çok saygı duyarım ama insanlar tutup da Tanjevic'in Enes Kanter'i oynattığından bahsetmesinler bana. Tekrar söylüyorum beğendiğim bir isim Tanjevic,ama o Enes'i oynattığında iki-üç maç ve o maçı Enes yüzünden kaybettiğinde ona birşey olmaz,ama aynısını daha alt sıralardaki takımlar yapsa çok şey değişir. Sezonu zaten 9-12 galibiyetle tamamlıyorsunuz bir de o maçı kaybetseniz ne olacak? Bu tip oyuncularla ilgili olarak Reserve,yahut ümit ligi kurulmalı. Bu oyuncular ikinci lige de gitmemeli,ikinci ligimiz daha sert olmalı. Birinci ligimiz Avrupa'da çok üst seviyede şu an ama ikinci ligimiz İtalya,Fransa,İspanya gibi ülkelerin ikinci liglerinin yanına bile yaklaşamıyor. Bu konu ile ilgili olarak bir televizyon programında da konuşmuştum bu kadar detaylı olmasa da. TB2L'nin amacı oyuncu yetiştirmek olmamalı. Bunun için eskiden uygulanan,iyi de giden ümitler ligi uygulamasının tekrar yürürlüğe girmesi gerekiyor bence.

AK: Hocam kariyerinize,kendinize geçelim. Oyak Renault demek Yücel Hoca demek oldu gibi nerdeyse. Sene sonunda size de önemli teklifler gelecektir.


YP: Evet,sekizinci sezonumu yaşıyorum burada ve burayı çok seviyorum. Bu transfer mevzuları falan henüz kafamda değil,amacım takımımla play-off yaşamak.Ayrıca bir sezon daha kontratım var bunu da unutmayalım. Kariyer hedeflerime gelecek olursak da ben dünyanın en iyi ligi olan(kendime göre) Euroleauge'de çalışmak istiyorum. Euroleauge show business olarak gördüğüm NBA'e göre çok daha iyi bir lig bence. Ben de orada olmak istiyorum. Ama sizi oralara çat diye almazlar tabii. Kendinizi göstermeniz,bir şekilde Avrupa'ya kapağı atmanız gerekiyor. Bu da Direk ACB ile İtalya ile olmaz. Belki Fransa,Almanya ile;hatta belki de Polonya,Belçika ile başlarsın bu işe. Sonradan yükselirsin. Benim de İngilizce'nin yanında Fransızca biliyor olmam önemli bir avantaj gibi duruyor.

AK: Hocam çok teşekkürler,çok keyif aldığım bir röportaj oldu. Ümidim hedeflerinize ulaşabilmeniz,sizi bir gün EL'de görebilmemiz.


YP: Ben teşekkür ederim,çok ciddi keyif aldım röportaj sırasında. O maç stresinden kurtulma demiştik ya hani,o açıdan da iyi oldu.. :)

3 Nisan 2009 Cuma

Adımız Çıkmış 9'a


Blog'un takipçileri bilir biraz patavatsız olduğumu, bu patavatsızlıklarımdan birisini de Antalya Büyükşehir Belediyesi takım baş antrenörü,güzel insan Altar Tunçkol'a karşı yapmıştım; o hatama şimdi daha çok yanıyorum. Ah be Altar Hocam ne yaptın,o gün o meseleyi tatlıya bağlamıştık halbuki.

Kendisi benden bahsetmiş Yücel Platin'e,idmanınızı seyredebilir miyim dedim önce evet dedi,hemen sonrasında bana "Senin kim olduğunu biliyorum,evet evet sen Altar Hoca'yı kızdıran o kişisin,streching den sonra idmanı takip edemezsin.",demesin mi? Espiri ile karışık olarak da söylense bu sözler beni üzdü tabii. Neyse,sonradan elimdeki kalem kağıdı bırakmam şartı ile beni salonda tuttu kendisi sağolsun;hatta bir röportaj bile yapacağız kendisi ile yarın. Sorusu olan bu başlığın altına yazabilir,sonuçta geç haber verdim size özür dilerim.

Bunun yanında telefon-internet aracılığı ile görüştüğümüz Evren Abi'nin sadece sanalda değil,gerçekte de çok iyi bir insan olduğunu görebilmek bizi çok mutlu etti.

Takım içi dayanışma ve arkadaşlık da çok üst düzey belirtelim, o Fobbs cüssesinin tam tersi ne tatlı şeymiş yahu... :)

Büyük gün yarın... :)))
Not: Röportajı NBATURKA sitesi adına yapıyorum,üyesi olduğum ekip adına yani...

30 Mart 2009 Pazartesi

Müthiş Olacak Müthiş

Soldaki Willie Farley,sağdaki R.Chaney

Bu haftanın en heyecanlı maçlarından bir tanesi Mutlu Akü Selçuk Üniversitesi-Oyak Renault maçı olacak kuşkusuz.

Bu mücadelenin önemini artıran çeşitli faktörler mevcut,bunlardan en önemlisi de Oyak Renault'un play-off yarışına iyiden iyiye ortak olması. Bunun yanı sıra Mutlu Akü Selçuk Üniversitesi için de bu maçtan çıkarılacak bir galibiyet ligde kalmayı garantilemek,12 sayı ve üzerinde alınacak bir galibiyet de Oyak karşısında ikili averajı da ele geçirmeleriyle birlikte Play-Off ümidini ciddi manada artırmak demek. Valla bu noktada her iki takıma ve teknik ekibine kocaman alkışlar yollayalım,ligin en düşük bütçeli iki takımı bu iki takım ve buna rağmen play-off dan bahsediyorlar ya;helal olsun onlara selam olsun Banvit'e,Aliağa'ya... ;)

Bu noktada Aliağa demişken anti-parantez bir sıkıntım var ondan da bahsedeceğim,hele şu maçla ilgili sözümüzü bir tamamlayalım da. Her iki takımın teknik ekibini övmüştük,iyi arkadaş olan iki baş antrenör Cem Cengiz Karadağ ve Yücel Karadağ arasında da tatlı bir rekabet yaşanıyor maç öncesi. Birbirleriyle sürekli olarak görüşen iki antrenör de galibiyetten emin,tatlı tatlı da takılıyorlar birbirlerine. :)

Bu maçla ilgili önemli nokta Mutlu Akü Selçuk Üniversitesi'nin uzunlarının performansı olacaktır. Pota altında rakibine oranla daha ağır basan Konya ekibi buradan bolca ekmek yiyebilir. Oyak Renault açısından da kritik nokta Evren Büker'in nasıl bir oyun ortaya koyacağı olacak sanki,Bursa'da oynanan ilk maçta uzun bir sakatlıktan çıkmış olmasına rağmen bana verdiği size çok atmayacağım sözünü tutmayan beyefendi hem 23 sayı atmış hem de Ufuk Kaçar'ı kilitlemişti. Bu maçta da Ufuk ve Hickerson'u durdurma noktasında Yücel Hoca ona güvenecek gibi. Ne olursa olsun mükemmel bir maç olacak bu kesin,bu arada Mutlu Akü Selçuk Üniversitesi yönetimi,özellikle de genel menajer Murat Çetinkaya ve Halkla İlişkiler sorumlusu Levent Yılmaz tıpkı son oynanan Kepez maçında olduğu gibi bu maçı da mükemmel bir atmosferde seyrettirmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Taraftara dağıtılan çikolatalar,güller,şapkalar,balonlar,bayraklar ve daha niceleri artarak dağıtılmaya devam edecekmiş. Bravo valla ne diyelim!!!

Aliağa'ya gelecek olursak birçok kaynakta sene başı bir sürpriz yaptığı söyleniyordu(sıralamadaki yer itibariyle) Aliağa'nın fakat çok saçma bir düşünce bence bu. Bir karşılaştırın heriflerin bütçesini diğer takımlarla,o zaman sene başında sıralamada bulundukları yerin sürpriz mi yoksa olmaları gereken yer mi olduğunu anlayacaksınız.